Monthly Archives

Eylül 2016

Hikayelerim

Akıl Sahnesi

          Bu benim hikayelerim bölümüne yazacağım ilk serimdir. Ne kadar kalıcı olur veya devam ederim bilmesem de başlangıç yapmak bile benim için büyük bir şeydi. Elimden geldiğince düzenli bir şekilde yayınlamaya çalışacağım hikaye bölümlerini. Okursanız eğer; eleştiri, öneri ve yorumlarınızı yazarsanız sevinirim. İyi okumalar diliyorum.

Akıl sahnesi kendinle konuşma sanatının bir insanı ele geçirmesiyle başlamıştır. Sürekli kendisinden akıl alıp, kendisiyle çatışan bir insan burayı aynı zamanda sahne olarak kullanarak yaşadıklarını bir günlük misali anlatmaktadır. Kahramanımızın aklına girip, çıktığı sahnede seyirci olacaksınız ve neler yaşadıklarına birinci ağızdan tanık olacaksınız.

Hikayenin tüm bölümlerine ulaşmak için: AKIL SAHNESİ

Bölümler:

Bölüm 1: Kimim Ben?

Bölüm 2: Burası Neresi?
(Tamamlanmadı, yarısı yayında)

Akıl Sahnesi

Bölüm 1: Kimim Ben?

  Hay aksi! Sağanak yağmurun olduğu havada şemsiye almadan dışarı çıkan aklımı sikeyim. Her gün hava durumunu düzenli olarak takip ediyor olmama rağmen bugün bakmayı unutmuştum. Dışarı çıktığımda bu hataya düşmemeyi bir kez daha öğrenmiş oldum. Aslında dün baktığımda havanın güzel olacağını ve artık ısınmaya başlayacağını söylüyordu ama sanırım kullandığım mobil uygulama beni yanılttı. Çok fazla güvenmeye başladık bu tip uygulamalara. Lanet olsun! Yağmurun ıslattığı yetmiyormuş gibi şimdi de yoldan geçen araç bir güzel sabah banyosu yaptırdı bana. Belki bardağın dolu tarafından bakıp erkenden iş başı yapabilmem için çabuk ayılmamı sağladığını düşünmeliyim ve teşekkür etmeliyim o araç sahibine. Bu kadar hümanist olmasam iyi olacak. Hep pozitif olmaya özen göstermiş bir insan olduğum halde aksilikler bazen üst üste gelebiliyor. Belki sınanıyorumdur evren tarafından. Kim bilir.

          Afedersiniz dostlarım, bugün buraya beni dinlemeye geldiniz fakat ben kendimi tanıştırmayı unuttum. Ben kendi aklımın sahnelerinde uzun uzun konuşma yapan ve her konuşmasına da binlerce hücre katılan akıl fakirinin tekiyim. Bazen içimdeki kişiyle uzun uzun sohbet eder, bazen onunla tartışır, bazen de yapacağım konuşma ya da yazacağım kitap için onunla prova yaparım. Sağolsun beni hiç kırmadığı gibi çok da yardımcı olmuştur. Ona gerçekten minnettarım. Kiminle konuşacağımı söylüyorsam o kılığa girip benimle oymuş gibi konuşuyor. Böylece hata yapma olasılığım çok düşüyor. Yani yanılma payı bu kadar yüksek olmasaydı düşecekti. Bir kaç denemeden sonra fark ettim ki bana yardımcı olmuyor, sadece benim istediğim gibi davranıyordu. Fikir verdiğini düşündüğüm zamanlarda nasıl bir akıl yapısı içerisindeydim bilmiyorum ama gerçekten de işe yaramıştı.

          Akıl hastası olabileceğim şüphesi hep aklımın bir yerini kaplamıştı ancak kendi kendini ele vermek istemediği için olsa gerek hiç o yüzünü göstermedi. Etrafımdakiler beni zeki ve çalışkan biri olarak görürken ben kendi kendine konuşan , içindeki kişilikle  sürekli çatışan, kendine hiç bir hayrı olmayan üşengeç bir insandım. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol diyorlar ama olduğum gibi görünürsem normal insanların arasına karışamayıp tek başıma kafayı yiyebilirdim. Hoş, şuan da yemekten farklı olduğum söylenemez. O yüzden olduğum gibi görünemedim, göründüğüm gibi ise hiç olamadım. Çünkü yapım buna müsaade etmiyordu ve öyle olmayı da hiç bir zaman beceremedim. Tabi yaa… Beceriksiz olduğumu eklemeyi unuttum. Yine aklımın sahnelerinde hayat hikayemi canlı canlı anlatıyorum sanırım. Bana hep düşünceli insansın diyorlar. Bir bilseler o sırada aklımdaki sahnede hayat hikayemi anlattığımı, direk tımarhaneye -hemen teslim olarak- postalarlar herhalde.

Bölüm 2: Burası Neresi?

İzlediklerim

6 Ay Sonra Öleceksiniz! The Bucket List

Ölüm tarihinizi öğrenmek ister miydiniz? Ben istemezdim açıkçası. Biliyorum ki bunu öğrendiğimde hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Belki hayallerimden vazgeçeceğim, belki de gelecek nesile bir şey bırakma çabamı sona erdireceğim. Yaşamadan bilemem ama hayatım konusunda bencilleşebilirim bile. Belki yarın belki de 50 yıl sonra öleceğim. Bunu bilememeyi ve ölümü unutarak yaşamayı çok seviyorum. Henüz ölüm tarihimi bilmiyorken kendime “nalları dikmeden önce yapılacaklar” listesi hazırlasam iyi olacak sanırım. İyi olacak ama neler yazacağımı bilmediğim için muhtemelen böyle bir listeyi yapmadan ve hayatımı akışına bırakarak devam edeceğim.

Peki siz böyle bir liste hazırlar mıydınız? Hazırlasanız bile uygular mıydınız?

İnsanın hayatını değiştiren etkileyici filmler vardır. “İşiniz filmlere, dizilere kaldıysa ooohoooo”culara inat filmler şekil verir hayata. Bu önereceğim film de bir çok kişinin hayatına şekil vermiştir mutlaka. Efsaneler ölmez derler. Nesilden nesile şekil vermeye de devam edecektir. Gelelim filmimize.

The Bucket List - Şimdi ya da Asla İzle

Oyuncular: Jack Nicholson ve Morgan Freeman
Yönetmen: Rob Reiner
Süre: 97dk.

İki usta oyuncu Jack Nicholson ve Morgan Freeman’ın başrolde olduğu filmde; yolları bir hastane odasında kesişen, aynı hastalığı taşıyan iki ihtiyar birbirine kaynaşmıştır. Öğrendikleri şey sonucu liste yapmaya ve bu listeyi uygulamaya karar vererek yola çıkarlar.

Hayatları boyunca yapmak istedikleri her şeyin bir listesini yapıp hastaneyi terkeden iki arkadaş, birlikte araba seyahatine çıkarlar ve bu süreçte dost olup, hayatı dolu dolu, hoşgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler.

 

Günlük

Yeniden Merhaba Dünya

Yeniden merhaba blog dünyası. 2006 yılında başladığım internet serüvenine 2010 yılında blogger olarak devam etmiştim. 2010 yılından bu yana yüzlerce site açıp kapattım, 8 iş değişikliği yaptım ve kendime ait hiç bir projede tutunamadım. Kişisel blog sitemde bile aktif rol oynayamayarak başladığım yılları heba ettim. Belki de şuan Türkiye’nin en iyi bloggerları arasında ve hatta vlog ile youtuberları arasında olacaktım. Maalesef hiç bir şekilde hiç bir işte tutunamadım.

Yeni blog hayatımda belirli bir konsept belirleyip sadece onun üzerinden gideceğim. Eskisi kadar dağınık olmayacağım. Yeni fikirlerimi, yeni planlarımı paylaşıp yapamadığım işleri sizin huzurunuza sunacağım. Umarım yapabilen kişiler olur.

Bu geçen zamandaki yaptığım hataları ve doğruları ayrı yazılar halinde paylaşacağım. Son paylaştığım yazım 2014 Şubat ayında İnternetten Para Kazanma temalı olmuş. Kendi yapmak isteyip de yapmadığım her şeyi başkasından yapmasını istemişim. Açıkçası o zamanlar incir.com ile ilgileniyordum ve hatta bir yıldır(şuan 3 yıl oldu) da üyeydim. Muhtemelen ilk madde de onu hesaba katarak anlatmışım. İncir.com projesiyle ilgili uzunca bir yazı paylaşmak istiyorum. Muhtemelen bir sonraki yazım da onunla ilgili olacaktır. Dün kapandığını öğrendiğim anda beklentimin olduğunu söyleyebilirim. Kapansın istemiyordum ancak kapanmasını bekliyordum. Hayırlısı olsun diyerek bunu başka bir blog yazısına bırakalım.

Bu süreç içerisinde yeni bir ilişkiden, yeni işe kadar bir çok şey değişti. Çok şükür şuan ilişkimde mutluyum ve belirli bir zaman dilimi içerisinde evlenmeyi düşünüyoruz. İş olarak da bu süreçte 3 iş değiştirdim. Önceki işlerim gibi olmadığı için şanslıydım. Kendi işimi yapabiliyor olmak beni daha mutlu edemezdi. Hem Açı Yayınlarında, hem P&B Grup’da hem de Kitap Serüveni’nde Grafiklerlik yaptım bu süreçte. Şuan kitapserüveni.com sitesini yöneticiliğini üstleniyorum. Hepsini teker teker farklı yazılarda anlatacağım. Şimdilik okuyan varsa sizi sıkmayayım.

Yeniden “Merhaba Dünya”, hoşgeldin blog hayatı. Özlemişim yazmayı. Sağlıcakla kalın.

Saygılarımla, iyi günler diliyorum.

Powered by themekiller.com