All Posts By

Serhat Atik

Araştırma, Ekmek Parası

Uluslararası Taşımacılığın Altın Kuralları

Sizler için derlemiş olduğumuz bu yazıda lojistik/taşımacılık alanındaki altın kurallar nelerdir derinlemesine ele alacağız. Hem firmaları hem de firmalardan hizmet almak isteyen, almış olan kişi veya kurumları yakından ilgilendirmektedir. Seray Uluslararası Taşımacılık Firması olarak 20 yılı aşkın süredir Türkiye’de ve Avrupa taraflı hizmet veren taşımacılık firması olarak, Balkan ve Doğu Avrupa ülkeleri üzerinden örneklemeler veriyor olacağız.

 Zaman: Taşımacılık faaliyetlerinin tümünde zaman kişi ve kurumlar olarak hayati bir öneme sahiptir. Türkiye üzerinden ya da Balkan ve Doğu Avrupa üzerinden gerçekleştirilecek olan taşımacılık/lojistik faaliyetlerinden miadı olan sevkiyatlarda lojistik firmalarına önemli bir görev düşmektedir; yükün zamanında sevki gerçekleştirilecek olan noktaya hiç zaman kaybetmeden teslimatının gerçekleştirilmesidir. Sevki gerçekleşecek olan yükün gününde ve saatinde istenilen nokta olması taşımacılık faaliyetlerinde en hassas ve en dikkat noktaların başında gelmektedir. Hizmet veren firma olarak ve hizmeti alan kişi ya da kurum olarak bu hususa riayet etmek gerekmektedir.

Güven: Seçimi yapılacak olan firmayı seçerken hangi kriterleri göre belirliyorsunuz, size sunmuş oldukları fiyat tekliflerine göre mi? Eğer ilk kriteriniz hizmet bedeline verilen en uygun fiyat teklifiyse, bu kriteri listenizin el altına eklemenizi önermekteyiz. Sevki gerçekleştirilecek olan yük ofis malzemeleriniz, evinizin bir mobilyası, manevi değeri çok büyük olan bir vazo ya da maddi değeri büyük olan bir piyano veya işinizle alakalı ekipmanlar… Teslimatı gerçekleştirilecek olan firmaya güveniniz bu bağlamda tam olmalıdır. Aksi halde çok büyük sorunlar ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Uluslararası taşımacılık firmalarını değerlendirirken Firmanın kaç yıldır lojistik alanında faaliyet gösterdiğine, referanslarına, hizmet kalitesine ve sigorta kapsamına göre kriterler üzerinden değerlendirmeniz daha sağlıklı bir karar almanıza neden olacaktır.

Ayrıcalıklı Hizmetler: Yukarıda kısaca özetlediğimiz maddelerden sonra seçeceğiniz taşımacılık firmaları artık daha belirgin hale gelmiştir. Birçok madde olmasına rağmen biz bu son maddede firmalar arasındaki en belirgin hizmet çeşitliliğinden ve sizlere sunmuş oldukları ayrıcalıklı koşullardan bahsedeceğiz. Bu hizmet çeşitlilikleri gerek ürünlerin sigortalanması, gümrük çözümleri, depolama hizmetleri, uydu üzerinden araç takibi, sunmuş oldukları çağrı merkezi dil desteği, ürünlerinize özel olarak tasarlanmış özmal araçlar olarak sıralanmaktadır. Örneğin bir tekstil firmasısınız ve üretmiş olduğunuz takım elbiseleri bir noktadan diğer bir noktaya hiç ütüsü bozulmadan sevkinin gerçekleşmesini istiyorsunuz, bu bağlamda tercih edeceğiniz araç filosu askılı araç olacaktır. Bu gibi ayrıcalıklı ve yükünüzün tipine göre özel olarak tasarlanmış firmaları seçmeniz daha yerinde bir karar olacaktır.

Taşımacılık ve lojistik sektörü hakkında yakından takip ettiğiniz konuları web sitemiz üzerinden öğrenebilir ve Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya taşımacılığında gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerimizi yazı üzerini tıklayarak bilgi sahibi olabilirsiniz.

Genel, Günlük, Mimsiz

2017’ye dair planlarım var

Uzun bir aradan sonra yeni bir 7 Ocak yazısıyla daha karşınızdayım. Uzun zaman dediysem o kadar da uzun zaman değil. En son geçen sene 7 Ocak da yazmıştım 🙂

Her yıl bu tarz bir yazı yazmaya özen gösteririm. Ancak her yıl sevdiklerime ve kutlayanlara teşekkür niteliği taşıyan iyi ki yanımda olmalarını bildiren bir yazıydı. Bu sene ki öyle olmayacak. Daha çok önümüzdeki bir yıl boyunca neler yapmak istediğimi ve neler yapacağımı yazacağım.

Öncelikle geçtiğimiz yıl pek de iç açıcı geçmedi. Hatta pek de kelimesi şuan o kadar absürt durdu ki, oraya hiç yakışmadığı kanısındayım. Çünkü tam anlamıyla berbat ötesi bir yıl geçirdik ve 2017 ise 2016S gibi akmaya devam ediyor. Ne yazık ki alışmayacağız, alıştıramayacaklar dedikçe sessiz kalmaya, susmaya ve bugün de ölmedik çok şükür demeye başladık.

Bazı vatandaşlarımız gitmekten, kaçmaktan bahsederken bazıları ise kalıp bu ülke için bir şeyler yapmanın derdine düştü. Her yerde olduğu gibi burada da ayrışmaya başladık. Ama umut var. Bir millet olduğumuz zamanlar çok geride kalmadı. O günden bugüne hala içimizde büyük kırıntılar var. Son iki patlamadan ucuz kurtulmuş biri olarak bu zamanları da ağır hasarlı da olsa bir şekilde atlacağımızı düşünüyorum. Hiç bir zaman umutsuz değilim ve asla da olmayacağım.

Yeni Projeler Geliyor

Bu kadar kötü anılar biriktirdiğimiz, zor zamanlar geçirdiğimiz anların yanında bazı güzel şeyleri kaçırdığımızı görmediğimizi farkettim. Hem ülkemizde yaşanan hem de dünya da yaşanan bir takım bilimsel, teknolojik, sosyal, siyasal ve bunlar gibi bir çok alanda yaşanmış güzel şeyleri kaçırdığımızı ve çoğu zaman ortalık durulsa bile onları görmediğimizi farkettim. Bu alanda niş bir alan var mı bilmiyorum ancak ben sadece iyi şeylerin olduğu bir site açmaya karar verdim. Bu proje için elimde bir kaç domain bekletiyorum. Bu beklettiğim domainler aslında farklı bir projenin fikriydi ancak öyle bir şeyi gerçekleştirecek yazılım becerisine sahip birisi değilim ne yazık ki.

  • “İyi Şeyler”

Elimde bulundurduğum domainler (nblog.co ve dijitalblog.com) medium vari yerli bir blog sisteminin hayalleri için alınmıştı ve bu sitedeki ayın en iyi, en çok dikkat çeken yazıları, keşfedilmeyi bekleyen yazıları ve yazarları bir dergi de toplayıp basılı ve e-dergi olarak satışını gerçekleştirecek ve satıştan elde edilen geliri de yazısı yayınlanan yazarlar arasında pay edecektim. Dergi alanında yeterince gücüm olsa da yazılımsal olarak yeterli gücü bulamadığım için bu fikirden vazgeçmek zorunda kaldım ne yazık ki. Bunun yerine bu sitelerden birini “iyi şeyler” sloganıyla yayın hayatına sokma kararı verdim.

  • Vlogger

Youtuberlar kendi aralarında kaça ayrılır bilmiyorum ama hemen hemende hepsi aynı zamanda vlog çeken kişiler. Bir diğer tabirle vloggerlar. Vloggerların takipçilerine kendimce vlogist adını taktım ve vlog.ist domainini aldım. Bu domain üzerinde onlarca proje kurguladım ancak hali hazırda bir şirkette çalıştığım için ayrılıp da bu alanda bir işe girişemedim. Yanımda beni destekleyecek, bu işlerle az çok ilgilenen pek insan olmadığı için de cesaretim kırıldı ve bunca zaman sap gibi ortada kalakaldım diyebilirim. 2017 hedeflerim arasında bu domainle ilgili projelerimi yavaş yavaş hayata geçirmeyi düşünüyorum.

  • Zinciri Kırma!

Şimdilerde Youtuber olan Barış Özcan abimizin geçen sene içime işlediği bu iki kelimelik cümlesi bu sene de son sürat devam ediyor ve kendime belirlediğim hedeflerimin üzerinde durup dahasını ekleyerek devam ediyorum. Bu alanda 2017 hedeflerimden bazılarını listeleyecek olursam;

  1. Her gün en az 20 dakika kitap okuyacağım
  2. Yeni bir dil öğrenmek için günde en az 15 dakika kendimi eğiteceğim
  3. Haftada 1 gün herhangi bir yazı yazacağım
  4. Haftada 2 kere kendi projelerime yoğunlaşacağım
  5. Haftada en az 3 TED konuşması izleyeceğim
  6. Haftada en az 3 makale okuyacağım ( okuduklarımı sayıp haftalık not alacağım )
  7. Haftada en az 1 blog yazacağım (yazıdan ayrı olarak)
  8. Haftada en az 2 bölüm ( Netflix ) dizi izleyeceğim
  9. Haftada en az 1 belgesel izleyeceğim
  10. Her gün teknoloji ve bilimsel gelişmeleri takip edeceğim
  11. Okuduklarımı, izlediklerimi ve öğrendiğim önemli şeyleri not alıp -üstüne basmak istersem- ayrı ayrı blog halinde yazacağım.

gibi sıralanıp giden hedeflerim olmakta. Üstelik bunlar çok fazla zamanımı alan şeyler olmadığı için hala kendime ve sevdiklerime yeterince vaktimin kalacağına inanıyorum.

  • Banner Lazım Mı Abi?

Bu benim ilginç projelerimden birisiydi. Hayata geçirebilir miyim bilmiyorum ama geçirebilirsem kendi açımdan hobi olarak yapacağımı düşünüyorum. banneristiyorum.com ve banneriste.com isimli domainleri elimde bulunduruyorum. Günümüzde o kadar çok eticaret sitesi var ki çoğunun bir grafikere para vermeye gücü yetecek düzeyde değil. Kendisinin bilgisi yoksa ve komşusunun liseli oğlu da bu işlerle pek ilgilenmiyorsa mecburen ucuza bir yere yaptırmak zorunda kalıyor ve buna niş bir alanla hizmet etmek için bu siteleri açmaya karar vermiştim.

  • Buradaysam Neler Yapabilirim?

Mesela bir yere gittiniz ve orayı tanımak istiyorsunuz. Gittiğimiz yer Muğla olsun. İnternette Muğla da neler yapılır ya da nerelere gidilir dediğinizde size onlarca site farklı farklı öneriler çıkacaktır. Her gezginin kendi gittiği yerler ya da başka öneriler olacaktır. Peki her il için ayrı ayrı bir site olsa ve o ille ilgili merak ettiklerinizi sadece o siteden temin edebilseniz nasıl olurdu? Tam da bu proje için ankaradaysam.com ve denizlideysem.com domainlerini aldım. denizliblog.com da bende bu arada :). Bu sitelerde her mekanın hem görsel, hem video şeklinde hem de 360 derecelik görüntüsüyle tanıtımının yapıldığı, gezginlerinin yazılarının toplandığı, yerel üniversite gençlerinin topluluk oluşturduğu ve kendi önerilerini yazdığı, güncel turistik yazıların olduğu ve belirli yiyecek içecek mekanlarının tanıtıldığı bir site olarak faaliyete geçmesini istemiştim. Ne yazık ki geçen senenin sözde kalan projelerinden birisi oldu bu da. Bu seneye kısmet mi göreceğiz.

  • Tabiki de kitapla ilgili onlarca projem var manyak mısın

Belirli eticaret sitelerinde (acikitapevi.com ve avantajkitap.com) çalıştıktan sonra kendi sitemizi açmaya karar verdik ve bu doğrultuda onlarca domain aldık. En sonunda kitapseruveni.com ve kitapilgi.com sitelerini kurduk ve iki yıldır faaliyetteyiz. Bu bağlamda bir çok kitap projesi aklımdan geçti geçti durdu. Bir kaçı hala aklımda yer edinmekte ve uygulanabilirliği yüksek ihtimal. Bu projelerle ilgili domainlerim de elimde duruyor sıcak sıcak.

  • Sıcak demişken kahveye girmesek olmaz

O kahvecilerin önünden geçerken alınan kokuyla haz alan insanlar vardır elbet benim gibi. Özellikle Starbucks gibi kokuyu bilerek dışarı veren yerler ayrı bir muhteşem bir şekilde kendine çekiyor. Sırf bu kahve aşkımdan dolayı kahvemoda.com domainini aldım ve şuan bununla neler yapabileceğimi bilmiyorum. İçerisinde çeşit çeşit kahvenin ve kahve ile ilgili elektronik her şeyin satıldığı bir eticaret sitesinden tutun da kahvemoda isimli harika bir kahveciye kadar her şeye uyduğunu düşündüğüm sevdiğim domainlerimden sadece bir tanesi.

Elimde bunlar gibi onlarca domain ve proje bulunmakta lakin ben bir firmada maaşlı eleman olarak kaderime terk edilmiş bir halde çalışıyorum. Üstelik kendi kurduğumuz eticaret sitesinde başka biri tarafından maaşlı eleman olarak çalıştırılıyoruz. Pişman mıyım diye soracak olursam kendime, kesinlikle pişman olmadığımı ve buradaki kazandığım deneyimleri hiç bir yerde kazanmadığımı ve kazanamacağımı da söyleyebilirim.

Yazının başında da dediğim gibi. Her şeyden umutluyum. Yapabileceğim şeylerin olduğu ve bunları yapmak için elimden gelenin fazlasını göstereceğimi biliyorum. Sadece bana destek olacak bir kaç dosta ihtiyacım olacak. Tek başıma bir tanesinin bile altından kalkmam çok zor. Fikir buldum heyecanıyla atlayıp hezeyana uğrayacağımı bilecek kadar olgunlaştığımı düşünüyorum.

Eğer buraya kadar okuyabilmişseniz size teşekkürlerin ne kadar büyüğünü de etsem azdır. Şuan elimden gelen sadece şunu söylemek “okuduğunuz için teşekkür ederim.”

Yordum sizi kusura bakmayın, sağlıcakla kalın 🙂

Bunu Sevdim, Dinlediklerim, İzlediklerim, Okuduklarım

Bu Yıl Neler Yaptım 2017

Her gün bilim, teknoloji, uzay alanında bir sürü haber ve günlük yaşantılardan bir çok makale okumaktayım. Bunların kaydını tutmak amaçlı ve sonra dönüp tekrar okumak istediğimde doğrudan sitemde bulabilmek amaçlı bu yıl ilk defa başlatmayı düşündüğüm “bu yıl neler okudum” sayfasında gün içerisinde okuduğum her şeyi tek tek listeleyeceğim. Kendimi görebilme açısından bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Artık daha düzenli ve neler yaptığını bilen biri olmak istiyorum ve bu düzeyde -bu gibi- bir kaç sayfa daha açacağım. Bu süreçte pocket ve hesapmatikten destek alacağım.

Bunu yapmamın belirli sebepleri var aslında. Başta da dediğim gibi hem kendimi görebilmem hem de düzenli rapor tutmaya kendimi alıştırmam için yapıyorum. Bunun yanında yıl sonunda şu kadar yazı okumuşum şu kadar kelime ve şu kadar karakter okumuşum şeklinde istatistik çıkarmak istiyorum. Takibi okuduğum her şeyi yazmıyorum. 2017 için kendime belirlediğim günlük bilim ve teknoloji haberlerini kaçırmadan 15 – 20 siteden birden takip etmek haricindeki okuduğum yazıları burada paylaşıyorum.

Bu yıl neler yaptım serisinin ilk bölümü: Bu Yıl Neler Okudum 2017

Bu serinin yanında bu yıl neler izledim, kimleri keşfettim ya da neler yazdım gibi seriler gelecek. Belki biraz psikopatça ve fazla detaylı gelebilir ama ben yine de yapacağım 🙂

Akıl Sahnesi

Bölüm 2 – Burası Neresi?

İş yerim evime çok uzak sayılmazdı. O yüzden havanın güzel olduğu zamanlar bisiklet kiralama duraklarından bisiklet kiralar onunla gider gelirim. Bisiklet sayısı yeterince fazla olsa da bazen bulamayabiliyorum. Zaten sabah giderken ve akşam gelirken aynı bisikleti kiralamak da pek mümkün değil. Evimin oradan kiraladığım bisiklet ile iş yerine kadar gidiyor ve durağa bırakıyorum. O durakta da bir başkası aynı bisikleti kiralayabiliyor. Rezervasyon şansınız var ancak tekil kullanıma göre biraz pahalı olduğu için bunu pek tercih eden olmuyor.

Her ne kadar çoğu zaman bisikletle gidiyor olsam da bugün hava olması gerekenden biraz fazla tuhaftı ve taksiyle gitmek zorunda kalıyordum. Yine bir mobil uygulama aracılığı ile tek kişilik elektrikli taksilerden çağırdım. Son duyurulan yasaya göre ihtiyaca göre talep etmek zorundaydık ve bu bağlamda tek kişiysek iki kişilik taksi çağıramıyorduk. Taksiler yer ile göğü temsil eden yeşil ve mavi rengin ahenkli görüntüsünde elektrikli ve sürücüsüzdü. Taksiyi çağırmadan önce gitmek istediğiniz konumdaki bir taksi durağını seçiyor ve taksi gelmeden ödemeyi yapıyorduk.

Sabah sabah çok konuşarak kafanızı şişirdim sanırım. Şuan ki bulunduğum dünyayı hiç görmediğinizi biliyorum ve bu sebeple çok fazla detaya girerek size olduğum yeri iyice tanıma fırsatı veriyorum. Sevip sevmeyeceğinizi bilmiyorum ancak ben şuan ki bulunduğum dünyayı sevmiyorum. Teknoloji açısından gelişmişliğin doruğunda olsak da nostaljik görüntülerden ve dünyanın geçmişine yönelik okuduğum kitaplardan anlayabildiğim kadarıyla eski dünya çok daha güzel bir yermiş. Doğal bir havası ve güneşi varmış. Beton ve camlar bu kadar yoğun değilmiş. Şuan bir avantajmış gibi fiyakalı insanlara ayrıcalık sağlanan ‘yaşam alanı’ aldatmacası gibi değilmiş. İnsanlık geliştiğini sanıyorken aslında başka bir alanda geri geri gittiğini hiç farketmemiş. Dünyanın doğal güzelliklerini betonların içine gömüp asıl yaşam alanı olan yeri suni yaşam alanına dönüştürerek, bunu fırsatmış gibi sunarak doğanın içine etmişler. Halen akıllanabilmiş değiliz. Gelişen teknolojiye övgü dolu sözler söyleyip bunu zirveye çıkma aracı olarak kullanabiliyoruz.

-Devam Edecek-

Hikayelerim

Akıl Sahnesi

          Bu benim hikayelerim bölümüne yazacağım ilk serimdir. Ne kadar kalıcı olur veya devam ederim bilmesem de başlangıç yapmak bile benim için büyük bir şeydi. Elimden geldiğince düzenli bir şekilde yayınlamaya çalışacağım hikaye bölümlerini. Okursanız eğer; eleştiri, öneri ve yorumlarınızı yazarsanız sevinirim. İyi okumalar diliyorum.

Akıl sahnesi kendinle konuşma sanatının bir insanı ele geçirmesiyle başlamıştır. Sürekli kendisinden akıl alıp, kendisiyle çatışan bir insan burayı aynı zamanda sahne olarak kullanarak yaşadıklarını bir günlük misali anlatmaktadır. Kahramanımızın aklına girip, çıktığı sahnede seyirci olacaksınız ve neler yaşadıklarına birinci ağızdan tanık olacaksınız.

Hikayenin tüm bölümlerine ulaşmak için: AKIL SAHNESİ

Bölümler:

Bölüm 1: Kimim Ben?

Bölüm 2: Burası Neresi?
(Tamamlanmadı, yarısı yayında)

Akıl Sahnesi

Bölüm 1: Kimim Ben?

  Hay aksi! Sağanak yağmurun olduğu havada şemsiye almadan dışarı çıkan aklımı sikeyim. Her gün hava durumunu düzenli olarak takip ediyor olmama rağmen bugün bakmayı unutmuştum. Dışarı çıktığımda bu hataya düşmemeyi bir kez daha öğrenmiş oldum. Aslında dün baktığımda havanın güzel olacağını ve artık ısınmaya başlayacağını söylüyordu ama sanırım kullandığım mobil uygulama beni yanılttı. Çok fazla güvenmeye başladık bu tip uygulamalara. Lanet olsun! Yağmurun ıslattığı yetmiyormuş gibi şimdi de yoldan geçen araç bir güzel sabah banyosu yaptırdı bana. Belki bardağın dolu tarafından bakıp erkenden iş başı yapabilmem için çabuk ayılmamı sağladığını düşünmeliyim ve teşekkür etmeliyim o araç sahibine. Bu kadar hümanist olmasam iyi olacak. Hep pozitif olmaya özen göstermiş bir insan olduğum halde aksilikler bazen üst üste gelebiliyor. Belki sınanıyorumdur evren tarafından. Kim bilir.

          Afedersiniz dostlarım, bugün buraya beni dinlemeye geldiniz fakat ben kendimi tanıştırmayı unuttum. Ben kendi aklımın sahnelerinde uzun uzun konuşma yapan ve her konuşmasına da binlerce hücre katılan akıl fakirinin tekiyim. Bazen içimdeki kişiyle uzun uzun sohbet eder, bazen onunla tartışır, bazen de yapacağım konuşma ya da yazacağım kitap için onunla prova yaparım. Sağolsun beni hiç kırmadığı gibi çok da yardımcı olmuştur. Ona gerçekten minnettarım. Kiminle konuşacağımı söylüyorsam o kılığa girip benimle oymuş gibi konuşuyor. Böylece hata yapma olasılığım çok düşüyor. Yani yanılma payı bu kadar yüksek olmasaydı düşecekti. Bir kaç denemeden sonra fark ettim ki bana yardımcı olmuyor, sadece benim istediğim gibi davranıyordu. Fikir verdiğini düşündüğüm zamanlarda nasıl bir akıl yapısı içerisindeydim bilmiyorum ama gerçekten de işe yaramıştı.

          Akıl hastası olabileceğim şüphesi hep aklımın bir yerini kaplamıştı ancak kendi kendini ele vermek istemediği için olsa gerek hiç o yüzünü göstermedi. Etrafımdakiler beni zeki ve çalışkan biri olarak görürken ben kendi kendine konuşan , içindeki kişilikle  sürekli çatışan, kendine hiç bir hayrı olmayan üşengeç bir insandım. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol diyorlar ama olduğum gibi görünürsem normal insanların arasına karışamayıp tek başıma kafayı yiyebilirdim. Hoş, şuan da yemekten farklı olduğum söylenemez. O yüzden olduğum gibi görünemedim, göründüğüm gibi ise hiç olamadım. Çünkü yapım buna müsaade etmiyordu ve öyle olmayı da hiç bir zaman beceremedim. Tabi yaa… Beceriksiz olduğumu eklemeyi unuttum. Yine aklımın sahnelerinde hayat hikayemi canlı canlı anlatıyorum sanırım. Bana hep düşünceli insansın diyorlar. Bir bilseler o sırada aklımdaki sahnede hayat hikayemi anlattığımı, direk tımarhaneye -hemen teslim olarak- postalarlar herhalde.

Bölüm 2: Burası Neresi?

İzlediklerim

6 Ay Sonra Öleceksiniz! The Bucket List

Ölüm tarihinizi öğrenmek ister miydiniz? Ben istemezdim açıkçası. Biliyorum ki bunu öğrendiğimde hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Belki hayallerimden vazgeçeceğim, belki de gelecek nesile bir şey bırakma çabamı sona erdireceğim. Yaşamadan bilemem ama hayatım konusunda bencilleşebilirim bile. Belki yarın belki de 50 yıl sonra öleceğim. Bunu bilememeyi ve ölümü unutarak yaşamayı çok seviyorum. Henüz ölüm tarihimi bilmiyorken kendime “nalları dikmeden önce yapılacaklar” listesi hazırlasam iyi olacak sanırım. İyi olacak ama neler yazacağımı bilmediğim için muhtemelen böyle bir listeyi yapmadan ve hayatımı akışına bırakarak devam edeceğim.

Peki siz böyle bir liste hazırlar mıydınız? Hazırlasanız bile uygular mıydınız?

İnsanın hayatını değiştiren etkileyici filmler vardır. “İşiniz filmlere, dizilere kaldıysa ooohoooo”culara inat filmler şekil verir hayata. Bu önereceğim film de bir çok kişinin hayatına şekil vermiştir mutlaka. Efsaneler ölmez derler. Nesilden nesile şekil vermeye de devam edecektir. Gelelim filmimize.

The Bucket List - Şimdi ya da Asla İzle

Oyuncular: Jack Nicholson ve Morgan Freeman
Yönetmen: Rob Reiner
Süre: 97dk.

İki usta oyuncu Jack Nicholson ve Morgan Freeman’ın başrolde olduğu filmde; yolları bir hastane odasında kesişen, aynı hastalığı taşıyan iki ihtiyar birbirine kaynaşmıştır. Öğrendikleri şey sonucu liste yapmaya ve bu listeyi uygulamaya karar vererek yola çıkarlar.

Hayatları boyunca yapmak istedikleri her şeyin bir listesini yapıp hastaneyi terkeden iki arkadaş, birlikte araba seyahatine çıkarlar ve bu süreçte dost olup, hayatı dolu dolu, hoşgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler.

 

Günlük

Yeniden Merhaba Dünya

Yeniden merhaba blog dünyası. 2006 yılında başladığım internet serüvenine 2010 yılında blogger olarak devam etmiştim. 2010 yılından bu yana yüzlerce site açıp kapattım, 8 iş değişikliği yaptım ve kendime ait hiç bir projede tutunamadım. Kişisel blog sitemde bile aktif rol oynayamayarak başladığım yılları heba ettim. Belki de şuan Türkiye’nin en iyi bloggerları arasında ve hatta vlog ile youtuberları arasında olacaktım. Maalesef hiç bir şekilde hiç bir işte tutunamadım.

Yeni blog hayatımda belirli bir konsept belirleyip sadece onun üzerinden gideceğim. Eskisi kadar dağınık olmayacağım. Yeni fikirlerimi, yeni planlarımı paylaşıp yapamadığım işleri sizin huzurunuza sunacağım. Umarım yapabilen kişiler olur.

Bu geçen zamandaki yaptığım hataları ve doğruları ayrı yazılar halinde paylaşacağım. Son paylaştığım yazım 2014 Şubat ayında İnternetten Para Kazanma temalı olmuş. Kendi yapmak isteyip de yapmadığım her şeyi başkasından yapmasını istemişim. Açıkçası o zamanlar incir.com ile ilgileniyordum ve hatta bir yıldır(şuan 3 yıl oldu) da üyeydim. Muhtemelen ilk madde de onu hesaba katarak anlatmışım. İncir.com projesiyle ilgili uzunca bir yazı paylaşmak istiyorum. Muhtemelen bir sonraki yazım da onunla ilgili olacaktır. Dün kapandığını öğrendiğim anda beklentimin olduğunu söyleyebilirim. Kapansın istemiyordum ancak kapanmasını bekliyordum. Hayırlısı olsun diyerek bunu başka bir blog yazısına bırakalım.

Bu süreç içerisinde yeni bir ilişkiden, yeni işe kadar bir çok şey değişti. Çok şükür şuan ilişkimde mutluyum ve belirli bir zaman dilimi içerisinde evlenmeyi düşünüyoruz. İş olarak da bu süreçte 3 iş değiştirdim. Önceki işlerim gibi olmadığı için şanslıydım. Kendi işimi yapabiliyor olmak beni daha mutlu edemezdi. Hem Açı Yayınlarında, hem P&B Grup’da hem de Kitap Serüveni’nde Grafiklerlik yaptım bu süreçte. Şuan kitapserüveni.com sitesini yöneticiliğini üstleniyorum. Hepsini teker teker farklı yazılarda anlatacağım. Şimdilik okuyan varsa sizi sıkmayayım.

Yeniden “Merhaba Dünya”, hoşgeldin blog hayatı. Özlemişim yazmayı. Sağlıcakla kalın.

Saygılarımla, iyi günler diliyorum.

Ekmek Parası

Güvenilir FAKİR Servis Telefonu : 444 78 56

Teknoloji dünyasının dahiyane adreslerinden bir tanesi olduğunu düşündüğüm Fakir markası ile ilgili birkaç bilgi vermek istiyorum ve sanırım kullanıcılar için de güzel bir yazı olacaktır. Küçük ev aletleri konusunda güvendiğim ender markalardan bir tanesidir ve gündelik hayatımı kolaylaştıran bu ürünler ile birlikte hayat daha kolay hale geliyor.

Fakir marka ürünlerimi kaybetme gibi bir durum söz konusu olsun istemiyorum ve açıkçası zarar gören ya da sorunlu olan ürünlerimi yenilemek de istemiyorum. Kaliteli bir servis firması bulduktan sonra bu tür sorunlar yaşamayacağına inanan biriyim ve düzenli bakım hizmetleri ile birlikte böyle bir şey de söz konusu hale geliyor.

Özel Fakir Servis firmasını duymuş olmalısınız ya da daha önce hizmet alanlarınız vardır ancak henüz bilgisi olmayanlar ve henüz bu firmadan hizmet almayanlar için detayları iletmek isterim. 10 yılı aşkın süredir İstanbul ve büyük şehirlerin bazılarında hizmet vermeye devam eden ve her geçen gün yeni şubeleri ile de büyümeye devam eden bu firmayı sizler de listelerinize alabilir ve ihtiyaç anında 444 78 56 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Servis kalitesi konusunda bana göre sektörün en iyisi olmayı başarıyorlar ve bu kaliteye daha kusursuz bir şekilde sahip olmak isterseniz eğer sizler de bu işi düzene sokabilir ve belli dönemlerde bakım hizmeti alabilirsiniz. Fakir marka ürünlerinizi çok daha sağlıklı bir hale getirecek olan ve kaliteyi de her daim bir süt seviyeye taşıyacak olan bu özel adres ile sizleri de tanıştırmak istedim ve zaten servis hizmeti alınca sizler de neden böyle bir şey yaptığımı çok daha iyi anlayacaksınız. İşini iyi yapan özel insanların yer aldığı bir firmadır. http://www.fakirservis.net/

Ekmek Parası

Güvenilir PROFİLO Servisi mi Arıyorsunuz ?

Özel Profilo Servis firması ile tanıştınız mı? İşini üst düzey kalite ile yapan ve kusursuz bir teknoloji ile hizmet veren bu özel servis firması, her geçen gün biraz daha büyüyor ve kendini biraz daha geliştiriyor. Fark yaratan servis hizmetlerinin sembolü olan ve Profilo marka ürün kullanıcıları tarafından da tercih edilen bu firma, özel servis sektöründe söz sahibi adreslerden bir tanesidir.

PROFİLO gibi güçlü bir marka için hizmet vermek sanırım çok da kolay değildir çünkü ürün kalitesini gören insanlar, servis hizmetlerinde de aynı kaliteyi istiyor ancak emin olun bu firma o kaliteyi sizlere sunuyor ve elinden gelenin çok daha iyisini yapıyor. İşini bilen bir ekip için sizler de numaralı telefonu kullanabilirsiniz ve firmaya dilediğiniz an ulaşabilirsiniz.

Profilo marka ürünlerinizi sizler de bu firmaya teslim edebilir ve en kısa sürede teslim alabilirsiniz. En kısa sürede diyorum çünkü firma gerçekten çok hızlı ve kalabalık bir kadro ile çalıştıkları için bu konuda da sorun yaşamıyorlar. Daha özel ve daha kaliteli bir servis firması tercih etmek isterseniz eğer bu adrese sizler de bir kere şans verebilirsiniz ve o şans ile birlikte ürünlerinizdeki değişimi de göreceğinize inanıyorum.

İşini iyi yapan bir kadro ve işini iyi yapan bir yönetim ile birlikte sizler de daha fazlasına sahip olabileceksiniz. Profilo arkasına yakışan servis disiplini ve kaliteli servis hizmeti ile tanışmak adına yukarıda verdiğim numarayı kullanabilir ve dilediğiniz an sizler de yetkili isimleri rahatsız edebilirsiniz. Taleplerinizi oluşturduktan kısa bir süre sonra adreslerinize ulaşıyorlar ve sorun için çözüm önerisi sunuyorlar.

Powered by themekiller.com