Browsing Category

Kişisel

Genel, Günlük, Mimsiz

2017’ye dair planlarım var

Uzun bir aradan sonra yeni bir 7 Ocak yazısıyla daha karşınızdayım. Uzun zaman dediysem o kadar da uzun zaman değil. En son geçen sene 7 Ocak da yazmıştım 🙂

Her yıl bu tarz bir yazı yazmaya özen gösteririm. Ancak her yıl sevdiklerime ve kutlayanlara teşekkür niteliği taşıyan iyi ki yanımda olmalarını bildiren bir yazıydı. Bu sene ki öyle olmayacak. Daha çok önümüzdeki bir yıl boyunca neler yapmak istediğimi ve neler yapacağımı yazacağım.

Öncelikle geçtiğimiz yıl pek de iç açıcı geçmedi. Hatta pek de kelimesi şuan o kadar absürt durdu ki, oraya hiç yakışmadığı kanısındayım. Çünkü tam anlamıyla berbat ötesi bir yıl geçirdik ve 2017 ise 2016S gibi akmaya devam ediyor. Ne yazık ki alışmayacağız, alıştıramayacaklar dedikçe sessiz kalmaya, susmaya ve bugün de ölmedik çok şükür demeye başladık.

Bazı vatandaşlarımız gitmekten, kaçmaktan bahsederken bazıları ise kalıp bu ülke için bir şeyler yapmanın derdine düştü. Her yerde olduğu gibi burada da ayrışmaya başladık. Ama umut var. Bir millet olduğumuz zamanlar çok geride kalmadı. O günden bugüne hala içimizde büyük kırıntılar var. Son iki patlamadan ucuz kurtulmuş biri olarak bu zamanları da ağır hasarlı da olsa bir şekilde atlacağımızı düşünüyorum. Hiç bir zaman umutsuz değilim ve asla da olmayacağım.

Yeni Projeler Geliyor

Bu kadar kötü anılar biriktirdiğimiz, zor zamanlar geçirdiğimiz anların yanında bazı güzel şeyleri kaçırdığımızı görmediğimizi farkettim. Hem ülkemizde yaşanan hem de dünya da yaşanan bir takım bilimsel, teknolojik, sosyal, siyasal ve bunlar gibi bir çok alanda yaşanmış güzel şeyleri kaçırdığımızı ve çoğu zaman ortalık durulsa bile onları görmediğimizi farkettim. Bu alanda niş bir alan var mı bilmiyorum ancak ben sadece iyi şeylerin olduğu bir site açmaya karar verdim. Bu proje için elimde bir kaç domain bekletiyorum. Bu beklettiğim domainler aslında farklı bir projenin fikriydi ancak öyle bir şeyi gerçekleştirecek yazılım becerisine sahip birisi değilim ne yazık ki.

  • “İyi Şeyler”

Elimde bulundurduğum domainler (nblog.co ve dijitalblog.com) medium vari yerli bir blog sisteminin hayalleri için alınmıştı ve bu sitedeki ayın en iyi, en çok dikkat çeken yazıları, keşfedilmeyi bekleyen yazıları ve yazarları bir dergi de toplayıp basılı ve e-dergi olarak satışını gerçekleştirecek ve satıştan elde edilen geliri de yazısı yayınlanan yazarlar arasında pay edecektim. Dergi alanında yeterince gücüm olsa da yazılımsal olarak yeterli gücü bulamadığım için bu fikirden vazgeçmek zorunda kaldım ne yazık ki. Bunun yerine bu sitelerden birini “iyi şeyler” sloganıyla yayın hayatına sokma kararı verdim.

  • Vlogger

Youtuberlar kendi aralarında kaça ayrılır bilmiyorum ama hemen hemende hepsi aynı zamanda vlog çeken kişiler. Bir diğer tabirle vloggerlar. Vloggerların takipçilerine kendimce vlogist adını taktım ve vlog.ist domainini aldım. Bu domain üzerinde onlarca proje kurguladım ancak hali hazırda bir şirkette çalıştığım için ayrılıp da bu alanda bir işe girişemedim. Yanımda beni destekleyecek, bu işlerle az çok ilgilenen pek insan olmadığı için de cesaretim kırıldı ve bunca zaman sap gibi ortada kalakaldım diyebilirim. 2017 hedeflerim arasında bu domainle ilgili projelerimi yavaş yavaş hayata geçirmeyi düşünüyorum.

  • Zinciri Kırma!

Şimdilerde Youtuber olan Barış Özcan abimizin geçen sene içime işlediği bu iki kelimelik cümlesi bu sene de son sürat devam ediyor ve kendime belirlediğim hedeflerimin üzerinde durup dahasını ekleyerek devam ediyorum. Bu alanda 2017 hedeflerimden bazılarını listeleyecek olursam;

  1. Her gün en az 20 dakika kitap okuyacağım
  2. Yeni bir dil öğrenmek için günde en az 15 dakika kendimi eğiteceğim
  3. Haftada 1 gün herhangi bir yazı yazacağım
  4. Haftada 2 kere kendi projelerime yoğunlaşacağım
  5. Haftada en az 3 TED konuşması izleyeceğim
  6. Haftada en az 3 makale okuyacağım ( okuduklarımı sayıp haftalık not alacağım )
  7. Haftada en az 1 blog yazacağım (yazıdan ayrı olarak)
  8. Haftada en az 2 bölüm ( Netflix ) dizi izleyeceğim
  9. Haftada en az 1 belgesel izleyeceğim
  10. Her gün teknoloji ve bilimsel gelişmeleri takip edeceğim
  11. Okuduklarımı, izlediklerimi ve öğrendiğim önemli şeyleri not alıp -üstüne basmak istersem- ayrı ayrı blog halinde yazacağım.

gibi sıralanıp giden hedeflerim olmakta. Üstelik bunlar çok fazla zamanımı alan şeyler olmadığı için hala kendime ve sevdiklerime yeterince vaktimin kalacağına inanıyorum.

  • Banner Lazım Mı Abi?

Bu benim ilginç projelerimden birisiydi. Hayata geçirebilir miyim bilmiyorum ama geçirebilirsem kendi açımdan hobi olarak yapacağımı düşünüyorum. banneristiyorum.com ve banneriste.com isimli domainleri elimde bulunduruyorum. Günümüzde o kadar çok eticaret sitesi var ki çoğunun bir grafikere para vermeye gücü yetecek düzeyde değil. Kendisinin bilgisi yoksa ve komşusunun liseli oğlu da bu işlerle pek ilgilenmiyorsa mecburen ucuza bir yere yaptırmak zorunda kalıyor ve buna niş bir alanla hizmet etmek için bu siteleri açmaya karar vermiştim.

  • Buradaysam Neler Yapabilirim?

Mesela bir yere gittiniz ve orayı tanımak istiyorsunuz. Gittiğimiz yer Muğla olsun. İnternette Muğla da neler yapılır ya da nerelere gidilir dediğinizde size onlarca site farklı farklı öneriler çıkacaktır. Her gezginin kendi gittiği yerler ya da başka öneriler olacaktır. Peki her il için ayrı ayrı bir site olsa ve o ille ilgili merak ettiklerinizi sadece o siteden temin edebilseniz nasıl olurdu? Tam da bu proje için ankaradaysam.com ve denizlideysem.com domainlerini aldım. denizliblog.com da bende bu arada :). Bu sitelerde her mekanın hem görsel, hem video şeklinde hem de 360 derecelik görüntüsüyle tanıtımının yapıldığı, gezginlerinin yazılarının toplandığı, yerel üniversite gençlerinin topluluk oluşturduğu ve kendi önerilerini yazdığı, güncel turistik yazıların olduğu ve belirli yiyecek içecek mekanlarının tanıtıldığı bir site olarak faaliyete geçmesini istemiştim. Ne yazık ki geçen senenin sözde kalan projelerinden birisi oldu bu da. Bu seneye kısmet mi göreceğiz.

  • Tabiki de kitapla ilgili onlarca projem var manyak mısın

Belirli eticaret sitelerinde (acikitapevi.com ve avantajkitap.com) çalıştıktan sonra kendi sitemizi açmaya karar verdik ve bu doğrultuda onlarca domain aldık. En sonunda kitapseruveni.com ve kitapilgi.com sitelerini kurduk ve iki yıldır faaliyetteyiz. Bu bağlamda bir çok kitap projesi aklımdan geçti geçti durdu. Bir kaçı hala aklımda yer edinmekte ve uygulanabilirliği yüksek ihtimal. Bu projelerle ilgili domainlerim de elimde duruyor sıcak sıcak.

  • Sıcak demişken kahveye girmesek olmaz

O kahvecilerin önünden geçerken alınan kokuyla haz alan insanlar vardır elbet benim gibi. Özellikle Starbucks gibi kokuyu bilerek dışarı veren yerler ayrı bir muhteşem bir şekilde kendine çekiyor. Sırf bu kahve aşkımdan dolayı kahvemoda.com domainini aldım ve şuan bununla neler yapabileceğimi bilmiyorum. İçerisinde çeşit çeşit kahvenin ve kahve ile ilgili elektronik her şeyin satıldığı bir eticaret sitesinden tutun da kahvemoda isimli harika bir kahveciye kadar her şeye uyduğunu düşündüğüm sevdiğim domainlerimden sadece bir tanesi.

Elimde bunlar gibi onlarca domain ve proje bulunmakta lakin ben bir firmada maaşlı eleman olarak kaderime terk edilmiş bir halde çalışıyorum. Üstelik kendi kurduğumuz eticaret sitesinde başka biri tarafından maaşlı eleman olarak çalıştırılıyoruz. Pişman mıyım diye soracak olursam kendime, kesinlikle pişman olmadığımı ve buradaki kazandığım deneyimleri hiç bir yerde kazanmadığımı ve kazanamacağımı da söyleyebilirim.

Yazının başında da dediğim gibi. Her şeyden umutluyum. Yapabileceğim şeylerin olduğu ve bunları yapmak için elimden gelenin fazlasını göstereceğimi biliyorum. Sadece bana destek olacak bir kaç dosta ihtiyacım olacak. Tek başıma bir tanesinin bile altından kalkmam çok zor. Fikir buldum heyecanıyla atlayıp hezeyana uğrayacağımı bilecek kadar olgunlaştığımı düşünüyorum.

Eğer buraya kadar okuyabilmişseniz size teşekkürlerin ne kadar büyüğünü de etsem azdır. Şuan elimden gelen sadece şunu söylemek “okuduğunuz için teşekkür ederim.”

Yordum sizi kusura bakmayın, sağlıcakla kalın 🙂

Bunu Sevdim, Dinlediklerim, İzlediklerim, Okuduklarım

Bu Yıl Neler Yaptım 2017

Her gün bilim, teknoloji, uzay alanında bir sürü haber ve günlük yaşantılardan bir çok makale okumaktayım. Bunların kaydını tutmak amaçlı ve sonra dönüp tekrar okumak istediğimde doğrudan sitemde bulabilmek amaçlı bu yıl ilk defa başlatmayı düşündüğüm “bu yıl neler okudum” sayfasında gün içerisinde okuduğum her şeyi tek tek listeleyeceğim. Kendimi görebilme açısından bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Artık daha düzenli ve neler yaptığını bilen biri olmak istiyorum ve bu düzeyde -bu gibi- bir kaç sayfa daha açacağım. Bu süreçte pocket ve hesapmatikten destek alacağım.

Bunu yapmamın belirli sebepleri var aslında. Başta da dediğim gibi hem kendimi görebilmem hem de düzenli rapor tutmaya kendimi alıştırmam için yapıyorum. Bunun yanında yıl sonunda şu kadar yazı okumuşum şu kadar kelime ve şu kadar karakter okumuşum şeklinde istatistik çıkarmak istiyorum. Takibi okuduğum her şeyi yazmıyorum. 2017 için kendime belirlediğim günlük bilim ve teknoloji haberlerini kaçırmadan 15 – 20 siteden birden takip etmek haricindeki okuduğum yazıları burada paylaşıyorum.

Bu yıl neler yaptım serisinin ilk bölümü: Bu Yıl Neler Okudum 2017

Bu serinin yanında bu yıl neler izledim, kimleri keşfettim ya da neler yazdım gibi seriler gelecek. Belki biraz psikopatça ve fazla detaylı gelebilir ama ben yine de yapacağım 🙂

Akıl Sahnesi

Bölüm 2 – Burası Neresi?

İş yerim evime çok uzak sayılmazdı. O yüzden havanın güzel olduğu zamanlar bisiklet kiralama duraklarından bisiklet kiralar onunla gider gelirim. Bisiklet sayısı yeterince fazla olsa da bazen bulamayabiliyorum. Zaten sabah giderken ve akşam gelirken aynı bisikleti kiralamak da pek mümkün değil. Evimin oradan kiraladığım bisiklet ile iş yerine kadar gidiyor ve durağa bırakıyorum. O durakta da bir başkası aynı bisikleti kiralayabiliyor. Rezervasyon şansınız var ancak tekil kullanıma göre biraz pahalı olduğu için bunu pek tercih eden olmuyor.

Her ne kadar çoğu zaman bisikletle gidiyor olsam da bugün hava olması gerekenden biraz fazla tuhaftı ve taksiyle gitmek zorunda kalıyordum. Yine bir mobil uygulama aracılığı ile tek kişilik elektrikli taksilerden çağırdım. Son duyurulan yasaya göre ihtiyaca göre talep etmek zorundaydık ve bu bağlamda tek kişiysek iki kişilik taksi çağıramıyorduk. Taksiler yer ile göğü temsil eden yeşil ve mavi rengin ahenkli görüntüsünde elektrikli ve sürücüsüzdü. Taksiyi çağırmadan önce gitmek istediğiniz konumdaki bir taksi durağını seçiyor ve taksi gelmeden ödemeyi yapıyorduk.

Sabah sabah çok konuşarak kafanızı şişirdim sanırım. Şuan ki bulunduğum dünyayı hiç görmediğinizi biliyorum ve bu sebeple çok fazla detaya girerek size olduğum yeri iyice tanıma fırsatı veriyorum. Sevip sevmeyeceğinizi bilmiyorum ancak ben şuan ki bulunduğum dünyayı sevmiyorum. Teknoloji açısından gelişmişliğin doruğunda olsak da nostaljik görüntülerden ve dünyanın geçmişine yönelik okuduğum kitaplardan anlayabildiğim kadarıyla eski dünya çok daha güzel bir yermiş. Doğal bir havası ve güneşi varmış. Beton ve camlar bu kadar yoğun değilmiş. Şuan bir avantajmış gibi fiyakalı insanlara ayrıcalık sağlanan ‘yaşam alanı’ aldatmacası gibi değilmiş. İnsanlık geliştiğini sanıyorken aslında başka bir alanda geri geri gittiğini hiç farketmemiş. Dünyanın doğal güzelliklerini betonların içine gömüp asıl yaşam alanı olan yeri suni yaşam alanına dönüştürerek, bunu fırsatmış gibi sunarak doğanın içine etmişler. Halen akıllanabilmiş değiliz. Gelişen teknolojiye övgü dolu sözler söyleyip bunu zirveye çıkma aracı olarak kullanabiliyoruz.

-Devam Edecek-

Hikayelerim

Akıl Sahnesi

          Bu benim hikayelerim bölümüne yazacağım ilk serimdir. Ne kadar kalıcı olur veya devam ederim bilmesem de başlangıç yapmak bile benim için büyük bir şeydi. Elimden geldiğince düzenli bir şekilde yayınlamaya çalışacağım hikaye bölümlerini. Okursanız eğer; eleştiri, öneri ve yorumlarınızı yazarsanız sevinirim. İyi okumalar diliyorum.

Akıl sahnesi kendinle konuşma sanatının bir insanı ele geçirmesiyle başlamıştır. Sürekli kendisinden akıl alıp, kendisiyle çatışan bir insan burayı aynı zamanda sahne olarak kullanarak yaşadıklarını bir günlük misali anlatmaktadır. Kahramanımızın aklına girip, çıktığı sahnede seyirci olacaksınız ve neler yaşadıklarına birinci ağızdan tanık olacaksınız.

Hikayenin tüm bölümlerine ulaşmak için: AKIL SAHNESİ

Bölümler:

Bölüm 1: Kimim Ben?

Bölüm 2: Burası Neresi?
(Tamamlanmadı, yarısı yayında)

Akıl Sahnesi

Bölüm 1: Kimim Ben?

  Hay aksi! Sağanak yağmurun olduğu havada şemsiye almadan dışarı çıkan aklımı sikeyim. Her gün hava durumunu düzenli olarak takip ediyor olmama rağmen bugün bakmayı unutmuştum. Dışarı çıktığımda bu hataya düşmemeyi bir kez daha öğrenmiş oldum. Aslında dün baktığımda havanın güzel olacağını ve artık ısınmaya başlayacağını söylüyordu ama sanırım kullandığım mobil uygulama beni yanılttı. Çok fazla güvenmeye başladık bu tip uygulamalara. Lanet olsun! Yağmurun ıslattığı yetmiyormuş gibi şimdi de yoldan geçen araç bir güzel sabah banyosu yaptırdı bana. Belki bardağın dolu tarafından bakıp erkenden iş başı yapabilmem için çabuk ayılmamı sağladığını düşünmeliyim ve teşekkür etmeliyim o araç sahibine. Bu kadar hümanist olmasam iyi olacak. Hep pozitif olmaya özen göstermiş bir insan olduğum halde aksilikler bazen üst üste gelebiliyor. Belki sınanıyorumdur evren tarafından. Kim bilir.

          Afedersiniz dostlarım, bugün buraya beni dinlemeye geldiniz fakat ben kendimi tanıştırmayı unuttum. Ben kendi aklımın sahnelerinde uzun uzun konuşma yapan ve her konuşmasına da binlerce hücre katılan akıl fakirinin tekiyim. Bazen içimdeki kişiyle uzun uzun sohbet eder, bazen onunla tartışır, bazen de yapacağım konuşma ya da yazacağım kitap için onunla prova yaparım. Sağolsun beni hiç kırmadığı gibi çok da yardımcı olmuştur. Ona gerçekten minnettarım. Kiminle konuşacağımı söylüyorsam o kılığa girip benimle oymuş gibi konuşuyor. Böylece hata yapma olasılığım çok düşüyor. Yani yanılma payı bu kadar yüksek olmasaydı düşecekti. Bir kaç denemeden sonra fark ettim ki bana yardımcı olmuyor, sadece benim istediğim gibi davranıyordu. Fikir verdiğini düşündüğüm zamanlarda nasıl bir akıl yapısı içerisindeydim bilmiyorum ama gerçekten de işe yaramıştı.

          Akıl hastası olabileceğim şüphesi hep aklımın bir yerini kaplamıştı ancak kendi kendini ele vermek istemediği için olsa gerek hiç o yüzünü göstermedi. Etrafımdakiler beni zeki ve çalışkan biri olarak görürken ben kendi kendine konuşan , içindeki kişilikle  sürekli çatışan, kendine hiç bir hayrı olmayan üşengeç bir insandım. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol diyorlar ama olduğum gibi görünürsem normal insanların arasına karışamayıp tek başıma kafayı yiyebilirdim. Hoş, şuan da yemekten farklı olduğum söylenemez. O yüzden olduğum gibi görünemedim, göründüğüm gibi ise hiç olamadım. Çünkü yapım buna müsaade etmiyordu ve öyle olmayı da hiç bir zaman beceremedim. Tabi yaa… Beceriksiz olduğumu eklemeyi unuttum. Yine aklımın sahnelerinde hayat hikayemi canlı canlı anlatıyorum sanırım. Bana hep düşünceli insansın diyorlar. Bir bilseler o sırada aklımdaki sahnede hayat hikayemi anlattığımı, direk tımarhaneye -hemen teslim olarak- postalarlar herhalde.

Bölüm 2: Burası Neresi?

Günlük

Yeniden Merhaba Dünya

Yeniden merhaba blog dünyası. 2006 yılında başladığım internet serüvenine 2010 yılında blogger olarak devam etmiştim. 2010 yılından bu yana yüzlerce site açıp kapattım, 8 iş değişikliği yaptım ve kendime ait hiç bir projede tutunamadım. Kişisel blog sitemde bile aktif rol oynayamayarak başladığım yılları heba ettim. Belki de şuan Türkiye’nin en iyi bloggerları arasında ve hatta vlog ile youtuberları arasında olacaktım. Maalesef hiç bir şekilde hiç bir işte tutunamadım.

Yeni blog hayatımda belirli bir konsept belirleyip sadece onun üzerinden gideceğim. Eskisi kadar dağınık olmayacağım. Yeni fikirlerimi, yeni planlarımı paylaşıp yapamadığım işleri sizin huzurunuza sunacağım. Umarım yapabilen kişiler olur.

Bu geçen zamandaki yaptığım hataları ve doğruları ayrı yazılar halinde paylaşacağım. Son paylaştığım yazım 2014 Şubat ayında İnternetten Para Kazanma temalı olmuş. Kendi yapmak isteyip de yapmadığım her şeyi başkasından yapmasını istemişim. Açıkçası o zamanlar incir.com ile ilgileniyordum ve hatta bir yıldır(şuan 3 yıl oldu) da üyeydim. Muhtemelen ilk madde de onu hesaba katarak anlatmışım. İncir.com projesiyle ilgili uzunca bir yazı paylaşmak istiyorum. Muhtemelen bir sonraki yazım da onunla ilgili olacaktır. Dün kapandığını öğrendiğim anda beklentimin olduğunu söyleyebilirim. Kapansın istemiyordum ancak kapanmasını bekliyordum. Hayırlısı olsun diyerek bunu başka bir blog yazısına bırakalım.

Bu süreç içerisinde yeni bir ilişkiden, yeni işe kadar bir çok şey değişti. Çok şükür şuan ilişkimde mutluyum ve belirli bir zaman dilimi içerisinde evlenmeyi düşünüyoruz. İş olarak da bu süreçte 3 iş değiştirdim. Önceki işlerim gibi olmadığı için şanslıydım. Kendi işimi yapabiliyor olmak beni daha mutlu edemezdi. Hem Açı Yayınlarında, hem P&B Grup’da hem de Kitap Serüveni’nde Grafiklerlik yaptım bu süreçte. Şuan kitapserüveni.com sitesini yöneticiliğini üstleniyorum. Hepsini teker teker farklı yazılarda anlatacağım. Şimdilik okuyan varsa sizi sıkmayayım.

Yeniden “Merhaba Dünya”, hoşgeldin blog hayatı. Özlemişim yazmayı. Sağlıcakla kalın.

Saygılarımla, iyi günler diliyorum.

Günlük

Dijital Günlüğümün Kafası Karışmış

Birazda siyasete değinmek istiyorum. Aslında blogu açmamdaki ilk amacım düşündüğüm her türlü özgür fikri korkmadan paylaşmaktı. Otobüste, orda, burda aklıma gelen yazılar blogun başına oturup yazmaya başladığımda aklımda uçup gidiyordu. Düşüncelerim siliniyordu adeta. Artık her telden blog değil de %100 özgün içerik paylaşacağım benim deyimimle dijital günlük olarak adlandırdığım bu yeni sistemde rahatça yazı yazabileceğimi düşünüyordum. Sebebi de şu; önceki sistemde sıradan paylaşımlar yaparken hit seviyesinin günlük 2 ziyaretçiden bir gecede 200 ziyaretçiye çıkması hit için elimden ne geliyorsa yapmalıyım düşüncesiyle biraz da egonun verdiği gereksiz gaz ile yoluma devam etmiştim. Fakat kendi ismimle açtığım bu sitede sadece kendi düşüncelerimin olması gerektiğini düşünmeye başladım. Daha doğrusu egomu yendim diyelim.

Alexa, Metrica, Reali.st ve Google,  ailemizin “sınavdan iyi not almazsan hesaplaşıcaz seninle” demesi gibi “hit ve seo olmazsa en dibe düşersin bak. Bunun olmasını istemiyorsan iyi seo yap, kaliteli backlink al, hitin çok olsun ki zirvede ol hem iyi de reklam parası alırsın o zaman. Memur gibi adam olursun vallahi. Düzenli maaş gibi mübarek.” diye yapılan baskı insanı ister istemez hit avcısı olması için dayatıyormuş gibi geliyor insana. Dayatması bir yana sende ona kapılıp yapmak zorundaymışsın gibi hissediyorsun. Bu da senin hit kazandıran konularda çok hit alan sitelere girip en çok beğendiğiniz konuları ya da hit alan konuları bir iki cümle değişikliği ile kopyala yapıştır yapıp kendi sitenizde paylaşmanıza sebep oluyor.

Sonuca gelicek olursak emek hırsızlığıyla kalmış oluyorsunuz. O makaleyi yazana bin kişi giriyorsa size sadece 50 kişi giriyor ve hit görmemiş siteniz için bu çok yüksek bir rakammış gibi geliyor size. Oysaki emek hırsızlığı yapmayıp kendi paylaşımlarınızı kendi cümlelerinizle yapmış olsanız, kolaya kaçmayıp da daha özgün bir site halinde sunmanız size daha kalıcı takipçiler getirir.

Bir dakika yahu ben siyasi bir yazı yazıcaktım bu yazı da nerden çıktı. Yazı içinde dahi nereden nereye gelmişim hiç farkında bile değilim. Siyasi içerikli yazı bir sonraki makaleye nasipmiş. Emek hırsızlığına hayır diyor, hit avcısı konumuna gelmeyip egonuzu yenmenizi diliyor , saygılarımı sunuyor ve defolup gidiyorum. Sağlıcakla kalın efenim.

Günlük, Yorumla!

Hit Avcısı Blog Değil Dijital Günlük!

Siteyi temasıyla birlikte içerik yoğunluğunu da değiştirme kararı aldım. Şu ana kadar paylaştığım içeriklerim duracak fakat yeni paylaşımlarımı üzerinde hit kaygısı taşımadan yapacağım. Yine menüdeki kategoriler üzerinden paylaşım yapacağım fakat bu internetten kopyala yapıştır şeklinde başına iki tane farklı cümle yazarak paylaşmayacağım. Örnek verecek olursam:

  • İNCELEMELER: Satın aldığım ya da bir hafta kullandığım ürünleri, internette sevdiğim siteleri, okuduğum kitapları, izlediğim filmleri ve dinlediğim müzikleri vb. şeyleri paylaşacağım.
  • WP-TEMA: Kendi yaptığım temaları ve kendimde kullandığım ve kullanacak kadar çok sevdiğim temaların tanıtımını ve paylaşımını yapacağım.
  • OYUN: Sadece oynadığım oyunlarla ilgili haberler, ipuçları ve bunlar gibi paylaşımları yapacağım. Oynamadığım oyunları hit konusunu ön planda tutup paylaşmayacağım.
  • TANITIM: İncelemelerde bulunan konuların bir kısmı tanıtım bölümünde de olacak ve ek olarak reklam amaçlı site tanıtımları olacak. Kısacası bişeyleri tanıtacağım.
  • AŞKA DAİR: Bu alanda yazdığım yazıların çoğu serhatatik.com sitesi ile birlikte tarihe karışmış olsa da yeni olan özgün yazılarımı paylaşmaya devam edeceğim. Aşk ile ilgili yazmakta olduğum kitaptan da arada kısa kısa girişler yapacağım. Sonuçlar kitapta olacak 🙂
  • YORUMLA!: Bu bölümde yazdığım bazı önemli yazıları (eleştiri-siyasi vb.) yorumlamanızı isteyeceğim. Pek yorumlanacağını sanmıyorum ama önem verdiğim bir kategori olduğunu belirtmek isterim.
  • WEB & GRAFİK TASARIM: Web programlama dilleri ile (HTML,CSS…) yaptığım tasarımları ve grafik tasarımı konusunda PSD(Photoshop) gibi CORELDRAW gibi çeşitli programlarla yapmış olduğum tasarımların öz dosyalarını paylaşacağım.
  • DİNLEDİKLERİM: Dinlediğim ve en çok sevdiğim sizinde dinlemenizi istediğim müziklerin kliplerini paylaşacağım bölüm.
  • SİZDE İZLEYİN: İzlediğim film, dizi ve belgeselleri paylaşacağım şimdilik son kategori başlığım.

Kısacası hedeflerim ve amaçlarım böyle. Umduğum gibi bir blog olacağını temenni eder saygılarımı sunar bugünlük defolur giderim. İyi günler efenim.

Günlük

Redbull: Parkour in Mardin

Redbull’un düzenlediği etkinlikleri hep sevmişimdir. “Redbull kanatlandırır” sloganını her etkinlikte gösteren Redbull zirveyi gerçekten hakediyor. Reklam niteliğinde başladım sanki yazıma. Her neyse konuma gelecek olursak Mardin’i hiç böyle görmediğinizi düşünüyorum.

Video Ryan Doyle isimli ünlü parkur sporcusunun etrafında dönmekte.

Eminim videoyu izledikten sonra Mardin’e bir kez daha hayran kalacaksınız. Türkiye’de bu tür etkinliklerini arttırmaları dileği ile iyi seyirler.

Günlük

Hoşgeldin Canon EOS 600D

Bugün (15.09.12) itibariyle yeni bir hayalime daha kavuştum. En büyük hayallerimin başlangıç noktası olarak gördüğüm bu hayalime sonunda ulaşmış olmak beni çok mutlu ediyor gerçekten. Bütün istediklerimi sunuyor Allah’ım önüme. Halime bin şükürler olsun.

Kendi ayaklarımın üzerinde duruyor olmak ayrı bir mutluluk verici bir duygu. İlk olarak Galaxy i5510 aldım kendi emeğimle, daha sonra 8GB RAMi olan aslan parçası bir dizüstü aldım ve şimdi de Canon EOS 600D. İnsanın ailesine yük olmadan istediklerini kendi emekleriyle yapabiliyor olması o kadar mutluluk verici ki. Bu mutluluğu hiç bir kelime karşılayamıyor maalesef.

Bunları başarabilmem de ki en büyük etken, yıllar önce hayallerimi kurup belirli bir sıraya koymamdı. Hayatım belki o kadar düzenli olmaya bilir ama hayallerim o kadar düzenli ki. Her şeyin gözümün önünde satır satır olması ve başardığıma tik koyarak geçerken sıradaki hayalimi işaretlemem ve hiç satır atlamadan ilerliyor olmam o kadar güzel ki. Hayallerim büyük olsa da basamak basamak çıkmak bize başarıyı ve daha büyük hayaller kurmama sebep oluyor ki (yazının başından beri söyledim ama yine kullanıcam güzel kelimesini 🙂 ) bu da çok güzel bir şey. Adımlarımı kendi başıma atarken biraz tökezliyordum ama artık çok sağlam adım atabiliyorum. Bir sonraki yazım ise tabiki Canon EOS 600D’yi tanıtmak olacak. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sağlıcakla kalın.

12 Eylül 2016’dan bir not: EOS 600D’nin tanıtım yazısını yazamadım.

Powered by themekiller.com