Browsing Category

Akıl Sahnesi

Akıl Sahnesi

Bölüm 2 – Burası Neresi?

İş yerim evime çok uzak sayılmazdı. O yüzden havanın güzel olduğu zamanlar bisiklet kiralama duraklarından bisiklet kiralar onunla gider gelirim. Bisiklet sayısı yeterince fazla olsa da bazen bulamayabiliyorum. Zaten sabah giderken ve akşam gelirken aynı bisikleti kiralamak da pek mümkün değil. Evimin oradan kiraladığım bisiklet ile iş yerine kadar gidiyor ve durağa bırakıyorum. O durakta da bir başkası aynı bisikleti kiralayabiliyor. Rezervasyon şansınız var ancak tekil kullanıma göre biraz pahalı olduğu için bunu pek tercih eden olmuyor.

Her ne kadar çoğu zaman bisikletle gidiyor olsam da bugün hava olması gerekenden biraz fazla tuhaftı ve taksiyle gitmek zorunda kalıyordum. Yine bir mobil uygulama aracılığı ile tek kişilik elektrikli taksilerden çağırdım. Son duyurulan yasaya göre ihtiyaca göre talep etmek zorundaydık ve bu bağlamda tek kişiysek iki kişilik taksi çağıramıyorduk. Taksiler yer ile göğü temsil eden yeşil ve mavi rengin ahenkli görüntüsünde elektrikli ve sürücüsüzdü. Taksiyi çağırmadan önce gitmek istediğiniz konumdaki bir taksi durağını seçiyor ve taksi gelmeden ödemeyi yapıyorduk.

Sabah sabah çok konuşarak kafanızı şişirdim sanırım. Şuan ki bulunduğum dünyayı hiç görmediğinizi biliyorum ve bu sebeple çok fazla detaya girerek size olduğum yeri iyice tanıma fırsatı veriyorum. Sevip sevmeyeceğinizi bilmiyorum ancak ben şuan ki bulunduğum dünyayı sevmiyorum. Teknoloji açısından gelişmişliğin doruğunda olsak da nostaljik görüntülerden ve dünyanın geçmişine yönelik okuduğum kitaplardan anlayabildiğim kadarıyla eski dünya çok daha güzel bir yermiş. Doğal bir havası ve güneşi varmış. Beton ve camlar bu kadar yoğun değilmiş. Şuan bir avantajmış gibi fiyakalı insanlara ayrıcalık sağlanan ‘yaşam alanı’ aldatmacası gibi değilmiş. İnsanlık geliştiğini sanıyorken aslında başka bir alanda geri geri gittiğini hiç farketmemiş. Dünyanın doğal güzelliklerini betonların içine gömüp asıl yaşam alanı olan yeri suni yaşam alanına dönüştürerek, bunu fırsatmış gibi sunarak doğanın içine etmişler. Halen akıllanabilmiş değiliz. Gelişen teknolojiye övgü dolu sözler söyleyip bunu zirveye çıkma aracı olarak kullanabiliyoruz.

-Devam Edecek-

Akıl Sahnesi

Bölüm 1: Kimim Ben?

  Hay aksi! Sağanak yağmurun olduğu havada şemsiye almadan dışarı çıkan aklımı sikeyim. Her gün hava durumunu düzenli olarak takip ediyor olmama rağmen bugün bakmayı unutmuştum. Dışarı çıktığımda bu hataya düşmemeyi bir kez daha öğrenmiş oldum. Aslında dün baktığımda havanın güzel olacağını ve artık ısınmaya başlayacağını söylüyordu ama sanırım kullandığım mobil uygulama beni yanılttı. Çok fazla güvenmeye başladık bu tip uygulamalara. Lanet olsun! Yağmurun ıslattığı yetmiyormuş gibi şimdi de yoldan geçen araç bir güzel sabah banyosu yaptırdı bana. Belki bardağın dolu tarafından bakıp erkenden iş başı yapabilmem için çabuk ayılmamı sağladığını düşünmeliyim ve teşekkür etmeliyim o araç sahibine. Bu kadar hümanist olmasam iyi olacak. Hep pozitif olmaya özen göstermiş bir insan olduğum halde aksilikler bazen üst üste gelebiliyor. Belki sınanıyorumdur evren tarafından. Kim bilir.

          Afedersiniz dostlarım, bugün buraya beni dinlemeye geldiniz fakat ben kendimi tanıştırmayı unuttum. Ben kendi aklımın sahnelerinde uzun uzun konuşma yapan ve her konuşmasına da binlerce hücre katılan akıl fakirinin tekiyim. Bazen içimdeki kişiyle uzun uzun sohbet eder, bazen onunla tartışır, bazen de yapacağım konuşma ya da yazacağım kitap için onunla prova yaparım. Sağolsun beni hiç kırmadığı gibi çok da yardımcı olmuştur. Ona gerçekten minnettarım. Kiminle konuşacağımı söylüyorsam o kılığa girip benimle oymuş gibi konuşuyor. Böylece hata yapma olasılığım çok düşüyor. Yani yanılma payı bu kadar yüksek olmasaydı düşecekti. Bir kaç denemeden sonra fark ettim ki bana yardımcı olmuyor, sadece benim istediğim gibi davranıyordu. Fikir verdiğini düşündüğüm zamanlarda nasıl bir akıl yapısı içerisindeydim bilmiyorum ama gerçekten de işe yaramıştı.

          Akıl hastası olabileceğim şüphesi hep aklımın bir yerini kaplamıştı ancak kendi kendini ele vermek istemediği için olsa gerek hiç o yüzünü göstermedi. Etrafımdakiler beni zeki ve çalışkan biri olarak görürken ben kendi kendine konuşan , içindeki kişilikle  sürekli çatışan, kendine hiç bir hayrı olmayan üşengeç bir insandım. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol diyorlar ama olduğum gibi görünürsem normal insanların arasına karışamayıp tek başıma kafayı yiyebilirdim. Hoş, şuan da yemekten farklı olduğum söylenemez. O yüzden olduğum gibi görünemedim, göründüğüm gibi ise hiç olamadım. Çünkü yapım buna müsaade etmiyordu ve öyle olmayı da hiç bir zaman beceremedim. Tabi yaa… Beceriksiz olduğumu eklemeyi unuttum. Yine aklımın sahnelerinde hayat hikayemi canlı canlı anlatıyorum sanırım. Bana hep düşünceli insansın diyorlar. Bir bilseler o sırada aklımdaki sahnede hayat hikayemi anlattığımı, direk tımarhaneye -hemen teslim olarak- postalarlar herhalde.

Bölüm 2: Burası Neresi?

Powered by themekiller.com